RSS

Ozlem Yilmaz Roportaji

22 Temmuz 2007 Pazar



Zoraki seksi


Erkeksi olmaktan hoşlanıyor, kız muhabbetini pek sevmiyor, düz duvara tırmanıyor, kendisi için, "Karakaşlı, kara gözlü bir şeyim, güzel değilim işte" diyor.




Kanal D'nin yeni dizisi "Zoraki Koca"da kasabalı kız Ayşe'si canlandıran Özlem Yılmaz, Tempo dergisinin bu haftaki sayısına konuştu.

 

özlem yılmaz röportajı Özlem Yılmaz, henüz 21 yaşında. Dizleri yara bere içinde, kolu futbol oynarken bir röveşata sırasında sakatlanmış, çekim için manikür yaptıralım dediğimizde, "Manikür mü, Ben mi" diyor, topuklu ayakkabıları, elbiseleri hatırımız için giyiyor. Aklı aslında Converse ayakkabılarıyla, kargo pantolonunda. Bir ara sahiden düz duvara da tırmandı! Sanırsınız bir oğlan çocuğuyla birliktesiniz. Ama sıra poz vermeye geldi mi, ondan güzel bakanı, ondan havalısı da yok.

Güzel bir oyuncu görünce, "Acaba mankenlikten mi transfer" diye düşünmeye başlıyor herkes. Siz sadece ve sadece oyuncusunuz, öyle değil mi?

Evet, ben oyunculuk eğitimi aldım ve ölene kadar da oyunculuktan başka bir şey yapmak istemiyorum. En büyük hayalim, Mimar Sinan Üniversitesi Konservatuvarı'na girmekti. Sınavlara Müşfik Kenter'le çalıştım ama o dönem babam vefat edince yarıda bıraktım, her şeyden vazgeçtim. Toparlandığımda, sınavı çoktan kaçırmıştım ve bir sene daha kaybetmemek için Müjdat Gezen Aktör Stüdyo'ya girdim. "Eğitimim bitmeden hiçbir şey yapmayacağım" diye kendimi şartlandırdım. Okul bitince de sırasıyla "Rüyalarda Buluşuruz", "Felek ne Demek", "Karagümrük Yanıyor" ve "Dicle" isimli dizilerde rol aldım.

Geçmişte yer aldığınız projeler hep kısa sürdü. Ama ‘Zoraki Koca’ şimdiden reyting birincisi oldu. Bu başarısının sırrı ne sizce?

Reytinglerde birinciyiz diye çok fazla kaptırmak istemiyorum aslında. "Karamgümrük Yanıyor" da ilk üç hafta birinciydi. Hiçbir şey belli olmuyor. "Zoraki Koca"nın sevilmesinin en büyük nedeni, eski Türk filmleri tadındaki hikâyesi. Zengin, şımarık şehirli delikanlıyla kasabalı kızın aşkı ilgi çekti...

Kasabanın yaban çiçeği Ayşe, erkeksi, sert bir kız. Benzer yönleriniz var mı?

Evet, var. Ama ben Ömer'in yaptığı şımarıklıklara o kadar katlanmam. Gider hemen ailesine söylerim. Öldürürüm hatta! Ayşe pek hanım hanımcık, bense daha rahatım. En büyük ortak yanımız ise Fenerbahçeli olmak...


Fenerbahçe fanatikliği mi var?

Fenerbahçe benim için tutku. Ayşe'nin Fenerbahçeli olmasına biraz da sebep benim aslında. Senaryoya kattığım şeyler var. Önce Galatasaraylıydım ama doğru yolu bulup Fenerbahçeli oldum. İşlerin yoğunluğundan maçlara gidemiyorum ama kombine biletim var.

T: Dizi ile ilgili forumlarda, herkes güzelliğinize övgüler yağdırıyor. Siz kendinizi güzel bulur musunuz?

Kendimde çok kusur bulur, çoğu zaman aynaya bakıp kendime, 'Niye sen bugün bu kadar tipsizsin' derim. Öyle abartılacak bir güzelliğim olduğuna inanmıyorum. Klasik bir Türk kızıyım. Karakaşlı, kara gözlü bir şeyim işte...





Zor erkekleri severim

Dizideki Ömer karakteri kendine aşırı güvenen, kasıntı bir zengin çocuğu... Gerçek hayatta böylelerine pas verir misiniz?

Evet, hem de hemen... Belki ilk önce terslerim, ama içten içe de hoşuma gider. Ben hergele erkeklerden hoşlanırım.

Zoru seviyorsunuz yani?

Zor diye bir şey yok. Hiç kimse zor değil bence. Erkekler çok oyun oynuyor, o kadar.

Siz oyun sever misiniz?

Ben çok açık sözlü bir insanım. İlk günden, 'Ben buyum kardeşim' derim. Denenmekten hoşlanmam. Bir soru sorup ne tepki verdiğini çözmeye çalışırlar ya, böyle oyunlar sevmem. Ben yalandan nefret ediyorum, yakalarsam yakarım.

Bu konuda canınız yanmış galiba?

Evet, yandı ama onun da başını yaktım. Dışarıda olup 'Evdeyim, uyuyorum' diyenler oluyor; başıma çok geldi, onlara dayanamıyorum. Beni üzmemek için bile yalan söylemesin. Ama ben söyler miyim, evet söylerim! (Kahkahalar!)

Reina kızı değilim

Günlük hayatınızda neler yapar, nerelere gidersiniz?

Ben Reina kızı değilim, gidersem de locada uyuyorum zaten. Rakı-balık-fasıl üçlüsünü severim. Daha çok kafeye gideyim, çayımı kahvemi içip arkadaşlarımla sohbet edeyim, bu daha güzel.

Ailenizle ilişkiniz nasıl?

Şu dönemde eve sadece uyumaya gidebiliyorum. Çalışıyor olmam annemin çok hoşuna gidiyor ama yorulduğum zamanlar benim için üzülüyor. İki tane de ağabeyim var. (O sırada ağabeylerinden biri telefon açıp, röportaj verirken dikkatli olmasını söylüyor.) İki erkekle büyüdüğümden, erkek gibi rahat yetiştim aslında. Ama ara sıra da karışırlar işte, biraz önceki gibi.

Kaplumbağa hızıyla ilerliyor

Kaplumbağa hızıyla ilerliyor


Genç oyuncu Özlem Yılmaz, Kanal D'nin yeni dizisi "Zoraki Koca"da aldığı rolle bir anda dikkatleri üzerine çekti.

Dizide babasının yıllar önce terk ettiği Ayşe adlı bir genç kızı canlandıran Yılmaz, "Bundan önce dört projede yer aldım. İlk kez başrol oynuyorum. Kaplumbağa hızıyla ilerliyorum ama mutluyum" diyor.Özlem Yılmaz, Kanal D’nin yeni dizisi "Zoraki Koca"daki performansıyla dikkatleri üzerine çekti. Genç oyuncu, "Daha önce dört projede yer aldım. İlk kez başrol oynadığım için mutluyum..." diyor.

özlem yılmaz röportajı Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?
- 1986 doğumluyum. Kendimi bildim bileli tiyatroya çok meraklıydım ama lise yıllarında, üniversiteye hazırlandığım için oyunculuk anlamında bir şeyler yapamamıştım. Sonradan Müjdat Gezen Aktör Stüdyo’ya girdim ve oradan mezun olmayı başardım.

Şimdiye kadar hangi projelerde yer aldınız?

- "Rüyalarda Buluşuruz", "Felek Ne Demek", "Karagümrük Yanıyor" ve "Dicle"de rol aldım. Bu da 5’inci projem.

"Zoraki Koca" teklifi nasıl geldi peki?

- Hocam Mirsat Toros, bir gün "Gel seni yemeğe götüreyim" dedi. Yemeğe gideceğimizi düşünürken kendimi yapım şirketinde buldum!

Hangi etkenler bu projeye "evet" dedirtti?

- Tabii ki hocamın etkisi çok büyük, fakat öncelikle işin başında Kartal Tibet’in olması beni çok rahatlattı. Ona çok güvendim ve yanlış bir iş yapmaz diye düşündüm. Senaryoyu okuyunca da heyecanlandım; eski Türk filmleri tadındaydı. Ben de o filmleri çok sevdiğim için "Zoraki Koca"yı seçtim.

Bu aynı zamanda ilk başrolünüz, öyle değil mi?

- Evet, ilk başrol oyunculuğum. Zaten ilk dizide rolüm çok azdı, sonraki projelerde yavaş yavaş arttı. Kaplumbağa hızıyla ilerledim, çok da güzel oldu. Oyunculuk serüvenimin yavaş yavaş ilerlemesinden memnunum. Bu ilk projem olsa, belki de bir anda "Ne oldum" derdim. Kaldı ki ilk projede başrol oynamam isteseydi, kabul etmezdim. Prensiplerimle yaşayan biriyim. Her şeyi sırasıyla yapmak istiyorum.

Oyunculuğu meslek olarak mı görüyorsunuz?

- Oyunculuk üzerine eğitim aldım, ölene kadar da bu işi yapmak istiyorum. Tabii çok yanlış şeylerle karşılaşmazsam! Gerçi kolay kolay kimse bana "Yeter artık" dedirtemez.


Peki, hangi durumla karşılaşırsanız mesleğinizden vazgeçersiniz?

- Zarar görmeye başladığımı hissettiğim an bitiririm.


Bu sektörde olmak sizi korkutuyor mu?

- İnsanlardan korkmuyorum da kameralar ve verdiğim röportajlar çok korkutuyor beni... Çünkü çok açık sözlüyüm, ağzıma ne gelirse söylerim. O anda çok yanlış bir laf edebilirim veya karşı taraf beni yanlış anlayabilir. İşte bu anlamda korku yaşıyorum biraz...


Son olarak; hayattan ne bekliyorsunuz?

- Kendi ayaklarımın üzerinde durayım, kimseye bağlı kalmayayım, onun dışında hiçbir şey önemli değil.